Kitap Yayınlatmak İsteyenlere

Kitap Yayınlatmak İsteyenlere

Kitap Yayınlatmak İsteyenler Ülkemizde maalesef kitap yayınlama şartları pek istenildiği oranda değil. Sanılmasın her ülke bizim gibi. Amerika bambaşka bu konuda. Mesela “Uçurtma Avcısı” kitabının yazarı Khaled Hosseini“bir kitabının avansıyla almak istediği evin peşinatını ödediğini, ayrıca dosyasını bir kitabevine göndermesi üzerine, birinin onu arayıp manajerliğini yapmak istediğini”yazmıştı adı geçen kitabında. Bu arada Amerika’da evlerin çok pahalı olduğunu belirteyim.Peki bizde durum nasıl?Ben de “Asi Şehzade” kitap dosyamı bir yayın evine gönderdim. (O zaman dosyanın ismi başkaydı) Yaklaşık bir ay sonra bana dönüp kitabı yayınlamak istediklerini söylediler. “Peki” dedim. Bir süre sonra şartnameyi gönderdiler. Emin olun şoke oldum şartnameden. Çünkü hiç öyle bir şey beklemiyordum. Bana iki şık sunmuşlardı. Ya kitap baskı adedinin yüzde onu, ya da fatura fiyatı üzerinden yüzde 5(beş). Yani yirmi liraya satılacak kitaptan elime yaklaşık 20 kuruş geçecekti. On bin kitap satılsa 2(iki) bin lira. 100.000(Yüz bin) kitap satılsa 20 bin.Bir de kitabın diğer tüm haklarını kendilerine almışlardı. Çeviri, film, cd, aklınıza ne gelirse.

Ayrıca kitabın metniyle istedikleri gibi oynama hakları da olacaktı.

Kısaca adet başına yaklaşık 20 kuruşla kitabı, tüm haklarıyla, onlara satmış oluyordum.

Kimse kimseyi kandırmamalı. Evet yazmak zevk işi, evet bunda para birinci sırada olmamalı. Ama yayın evi benim ürettiğim, hem de öyle böyle değil yoğun çabalarla ürettiğim bir dosyadan kazanacaksa ben neden kazanmayayım?

Onlara şu karşı teklifle gittim. Etiket fiyatı üzerinden yüzde 7 telif. Tercüme, film, cd haklarında yüzde 40 benim payım, yüzde 60 onların. 
Önerimi kesin bir dille reddettiler.

Editörlerinin ikna etmek için beni telden arayıp “işte piyasanın böyle olduğunu, yazar olarak tanınacağımı, kendisinin yazar olarak tanındığını, her gün sosyal medya hesaplarına yüzlerce mesaj geldiğini, kitap fuarlarında okuyucularla buluşmanın zevkini” allandıra ballandıra anlattığını da ekleyeyim.

Sonuç; anlaşamadık. Benim kitap işi başka bahara kaldı.

Aradan zaman geçti. Kitabı epey bir gözden geçirip eklemeler yaptıktan sonra onu başka bir yayın evine gönderdim. Yayın evinin sosyal medyadan tanışıklığımız olan koordinatörü sağ olsun epeyce ilgilendi de, yalnız editörden gelen notu görünce şaşa kaldım. Çünkü öyle bir not, uzunluğundan yazı da diyebilirim, ancak düşmanca duygularla yazılabilirdi. “Tamamı eleştiri, laf dokundurma ve kaba bir şekilde, bir lise öğrencisine tavsiyelerde bulunurcasına, yol göstermelerdi.” Şunu da belirteyim, editörün notunu okuttuğum yakın çevremdeki herkes benden daha çok şaşırıp öfkelendi. Dosyayı yeniden yazma durumumun olmadığını, uygun görseler dosyayı yayınlaya bileceklerini, çünkü daha önce yayınlamalarının yüksek ihtimal olduğunu söylemişti tanıştığımız koordinatör, uygun görmeseler dosyayı silip atabileceklerini, notundaki üslubu gördükten sonra o editörle çalışamayacağımı, editörle istersem yayın evinin “biyografik roman” yayınları için çalışabileceğim belirtilmişti, kabaya kaçar bir tarzda, çünkü bence kaba bir karşılığı hak etmişti editör, beyan ettim. Editörün yazdığı cevabi mail de yine çocukça, şımarıkça ve kendinden de gerçeklerden de habersizceydi.

Cevap vermedim bir daha.Neden kazan kazan yöntemi denenmiyor 

İrtibata geçtiğim birinci yayın evi, “ilk kitabı, eli mahkum, ne dersek şartlarımızı kabul edecek, o zaman biz de ona hiçbir şey vermeyelim, onu olabildiğince sömürelim” düşüncesindeydi sanırım.
-Bu arada aradan epey zaman geçtikten sonra bir seyyah bloğunda okuduğum yazıdan ülkemizde(Türkiye’de) bu düşüncede epey yayın evi olduğunu öğrenecektim-Benim anlamadığım yayın evleri böyle bir yöntemin onlara da zarar verdiğini anlamıyorlar mı? Ve o “hep bana” ama gerçekte hiçbir şey getirmeyen “löp”çü tavır yerine neden şöyle bir yol denemiyorlar: Türkiye’de genel kabul gören telif miktarı, etiket fiyatı üzerinden yüzde 7(yedi). Yani 15 liralık bir kitapta yaklaşık 1(bir) lira. Çok değil.Yayın evi yazara der ki, “senin kitabı basarız, ama yayın adetine göre değil, satış adetine göre, sana etiket fiyatı üzerinden yüzde 7(yedi) öderiz.” 

Bu durumda ikisi de karlı çıkar ve bu durum daha vicdani, ahlaki, hukuki ve insani olur.Tüm yayın evleri böyle değil elbetteBu arada sanılmasın ki Türkiye’nin tüm yayın evleri böyle çalışıyor.Mesela o süreçte, duruma vakıf olmak için, irtibata geçtiğim büyük bir yayın eviyle çalışan bir yazar, “kendi yayın evinde işin hiç öyle olmadığını, çeviri, film ve tercüme hakkı dahil akla gelebilecek tüm durumlar için kendisine de belli bir hak verildiğini, son derece ayrıntılı ve yaklaşık altı sayfalık bir sözleşmeleri bulunduğunu” belirtti. Ayrıca “piyasada benim anlattığım türden yayın evleri de olduğu bildiğini, onların tamamen yazarların emeğini ele geçirmeye yönelik çalıştığını, onlarla tel üzerinden irtibata geçmememi, sadece mail yoluyla haberleşmemi de önerdi.”

Gelelim tavsiyelerimeYayın evleriyle dersler alacak kadar edindiğim tecrübeyle, büyük konuşmak gibi olmasın, artık dosyalarımı hiçbir yayın evine göndermeme kararı aldığımı belirtmeliyim. Onu yapmak yerine bölüm bölüm bloğumda yayınlamayı tercih edeceğim. -Genç yazarlara da bunu tavsiye ederim- Şayet birileri blogda görüp beğenip yayınlamak isterse, şartları da kafama yatarsa, neden olmasın. Ama dosyalarımı yayın evlerine gönderme faslını kapatmış bulunmaktayım. Ve bundan bir sevinç duyduğumu belirtmeliyim.
Ayrıca iyi ki sosyal medya var. Gerçi bir çok konuda bağımlılık dayatıyor sosyal medya ama bazen işe de yarıyor.

Para kazanma nasıl olacak? Herkes ürettiğinden maddi bir beklenti içerisine girer. Bu insani bir durumdur. Sanata veya ideallere ihanet olarak görülmemelidir. Hele de günümüz kapitalist sistemde çevrenizin maddi beklentileri yükselmişken…

Bu gerçekler muvacehesinde para kazanma işi konusunda diyeceğim şu: Blog’dan da para kazanılabilir. Gerçi biraz uzun sürer, çünkü blog işi çok da sabır işidir. Zaman ister, vazgeçmemek ister, gözü karartmayı ister, ısrar ister, aşk, tutku, hırs, tabiilik v.s. çok şey ister. Yalnız ısrarla devam edildi mi, tutku, sevgi ve aşkla yapıldı mı, blogdan da belli bir miktar para kazanılabilir.

AMAZON'DA KİTABINI YAYINLAT

Ağustos 1, 2018

Kitap Basımı İçin Neler Yapmalı

Ağustos 1, 2018

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir